-

  

Facebook

 
Döviz Kuru
Alış
1 EUR : 1.9179 YTL
1 USD : 1.5033 YTL
Satış
1 EUR : 1.9272 YTL
1 USD : 1.5106 YTL
 
Menü
Ana Menü
    Üye Ol
    Ziyaretçi Defteri
    Forum
    Hava Durumu
    Oyunlar
    Yönetim Kadrosu
    Site Tarihi
    Site Politikası
    Site Tüzüğü

Kanarya Menü
    SSS
    İlan
    Makale / Yazı
    Video
    Resim

Projelerimiz
    Üreticiler Rehberi
    IQ Testi
    D E R G İ

İsmail DEMİR
    İletişim
    Videolarım
    Vizyon
    Hakkımda
 
İstatistikler
Üyeler
Son üyemiz : mesut44
Bugün : 0
Dün : 0
Onay bekleyen : 2
» konyalee ,  Engelliler : 1
» PoseiDont ,  Kayıtlı üye : 2665

Aktif Üyeler
» lukata07 , 
Sitede aktif
Üye : 1
Misafir : 11
Toplam : 12
Rekor : 60 kişi 07.04.2010
IP No : 38.107.191.88
Site sayacı
Bugün Tekil : 92
Bugün Çoğul : 103
Bugün Toplam : 195
----------------
Dün Tekil : 152
Dün Çoğul : 176
Dün Toplam : 328
----------------
Genel Tekil : 866756
Genel Çoğul : 1074226
Genel Toplam : 1940980
 
İsrâ ve Mîrâc

a) Hz. Peygamber (s.a.s.)in Mîrâcı

İkinci Akabe görüşmesinden sonra, Mekke Devrinin 11inci yılı Recep ayının 27inci gecesi (Hicretten 19 ay önce) Peygamber Efendimizin "İsrâ ve Mîrâc" mûcizesi gerçekleşti.

İsrâ, gece yolculuğu ve gece yürüyüşü; Mîrâc ise, yükseğe çıkmak ve yükselme âleti demektir. Bu büyük mûcize, gecenin bir bölümünde cereyân ettiği ve Rasûlullah (s.a.s.) bu gece semâlara ve yüce makamlara yükseldiği için bu mûcizeye "İsrâ ve Mîrâc" denilmiştir.

Kurân-ı Kerîmde el-İsrâ Sûresinin 1inci âyetinde:

"Kulu Muhammed (s.a.s.)i, bir gece Mescid-i Harâmdan, kendisine bir kısım âyetlerimizi göstermek için, etrâfını mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâya götüren Allahın şânı ne yücedir. Doğrusu O işitir ve görür." buyrulmuştur.

Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)in Mekkedeki Mescid-i Harâmdan Kudüsteki Mescid-i Aksâya olan mîrâcı, yukarıda anlamı yazılan âyet-i kerime ile sâbittir. Mescid-i Aksâdan semâlara ve yüce makamlara yükseldiğini ise, Peygamber Efendimizden nakledilen sahîh hadîs-i şerîflerden öğrenmekteyiz. Hadîs-i şerîflerde anlatılanların özeti şöyledir.(114)

Rasûlullah (s.a.s.) bir gece Kâbenin "Hatîm" denilen kısmında iken, Cebrailin getirdiği "Burak" denilen bineğe binerek Kudüsteki Mescid-i Aksâya gelip burada namaz kılmıştır. Buradan da "Mîrâc" denilen âlete binerek, semâlara yükselmiştir. 1inci semâda Hz. Âdem, 2inci semâda Hz. Yahyâ ve Hz. İsâ, 3üncü semâda Hz. Yûsuf, 4üncü semâda Hz. İdrîs, 5inci semâda Hz. Harûn, 6ıncı semâda Hz. Mûsâ ve 7inci semâda Hz. İbrâhim ile görüştü. Bunlardan her biri Rasûlullah (s.a.s.) i selâmlayıp tebrik ettiler, "hoşgeldin sâlih kardeş," dediler.

Daha sonra "Sidretül-müntehâ"ya yükseldi. Orada kazâ ve kaderi yazan kalemlerin çıkardıkları sesler duyuluyordu. Sidretül-müntehâdan ötesi, sözle anlatılması mümkün olmayan bir âlemdi. Buraya kadar beraber oldukları Cebrâil de buradan öteye geçememiş, "benim için burası sınırdır, parmak uçu kadar daha ilerlersem, yanarım..." demiştir

Mîrâcta Cenab-ı Hakk, sevgili Peygamberine nice âlemler gösterdi. Kuluna vahyedeceğini vâsıtasız vahyetti. Bu makamda Hz. Peygamber (s.a.s.)e üç şey verildi.(115)

1) Beş vakit namaz farz kılındı.(116)

2) Bakara Sûresinin son iki âyeti (Amener-rasûlü...) vahyedildi.

3) Ümmetinden şirk koşmayanların Cennete girecekleri müjdesi verildi.

b) Mîrâc Mûcizesine Karşı Müşriklerin Tutumu

Peygaber Efendimiz, mîrâcı ve mîrâcda gördüklerini ertesi sabah anlattı. Müminler Rasûlullah (s.a.s.)i tasdik ve tebrik ettiler. Müşrikler ise inkâr ettiler. Bir gecede Kudüse gidip gelmek imkânsız bir şey, dediler. İçlerinde Kudüse gitmiş ve Mescid-i Aksâyı görmüş olanlar vardı.

- Mescid-i Aksânın kaç kapısı var? Şurası nasıl, burasında ne var? diye Rasûlullah (s.a.s.)i soru yağmuruna tuttular.(117)

Hz. Peygamber bu konuyu daha sonra şöyle anlatmıştır:

"Kureyş bana seyâhat ettiğim yerler, özellikle Mescid-i Aksâ ile ilgili öyle şeyler sordular ki, İsrâ gecesi bunlara hiç dikkat etmemiştim. Fakat Cenâb-ı Hakk, benimle Beyt-i Makdis arasındaki mesâfeyi kaldırdı. Ne sordularsa, oraya bakarak cevâp verdim".(118)

Bu durumda ne yapacaklarını şaşıran müşrikler Hz. Ebû Bekire koştular. Muhammed dün gece Kudüse gidip geldiğini, göklere çıktığını... söylüyor. Buna da mı inanacaksın, dediler. Ebû Bekir, hiç tereddüt göstermeden:

"Bunu O söylemişse inandım gitti. Ben Onu bundan daha önemli olan konularda tasdik ediyorum. Akşam- sabah göklerden vahiy geldiğini söylüyor, buna inanıyorum..." dedi. Bu yüzden Hz. Ebû Bekire "Sıddîk" denildi.

Ehli- sünnet bilginlerinin çoğunluğuna göre, İsrâ ve Mîrâc aynı gecede; Rasûlullah (s.a.s.) in rûh ve vücuduyla birlikte uyanık hâlde iken olmuştur. İsrâ ile Mîrâcın ayrı gecelerde olduğunu, rüyâ hâlinde ve rûhâni olarak vuku bulduğunu kabûl eden bilginler de vardır; fakat bunların sayısı azdır.(119)

c) Mîrâcta Teşri Kılınan Hükümler

Kurân-ı Kerîmde, Mirâcın en yüksek hâli anlatılırken:

"(Rabbına) iki yay kadar veya daha da yakın oldu. Allah Kuluna vahyettiğini o anda vahyetti..." (en Necm Sûresi, 9-10) buyrulmaktadır.

Bu âyetlerden Rasûlullah (s.a.s.)e, Mîrâcta pek çok esrâr ve maârifin bildirildiği anlaşılmaktadır.

Baştan sona Mîrâc ve Mîrâcta teşri kılınan hükümlerin anlatıldığı el-İsrâ Sûresinin 80inci âyetinde Hz. Peygamber (s.a.s.)e: "Rabbim, beni şerefli bir girişle (Medineye) koy, sâlim bir çıkışla da (Mekkeden) çıkar" diye dua etmesi emredilerek yakında hicretine izin verileceğini; 81 inci âyetinde ise:

"De ki: Hakk geldi, bâtıl yok olup gitti, esâsen bâtıl yok olmağa mahkûmdur" buyurularak çok yakında İslâmın küfre galebe çalacağına, neticede Mekkenin Rasûlullah (s.a.s.) tarafından fethedilip Kâbenin putlardan temizleneceğine işâret olunmuştur. Yine aynı sûrenin 23-29uncu âyetlerinde dinin temelini teşkil eden hükümler yer almıştır. Bu âyetlerin anlamları şöyledir:

"Rabbın şunları kesinlikle hükmetti: Kendisinden başkasına kulluk etmeyin. Ana-babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi, senin yanında ihtiyarlayacak olursa, onlara "öf" bile deme, onları azarlama, her ikisine de hep tatlı söyle. Onlara şefkatle tevâzu kanadını ger ve Rabbım, onlar, küçükken beni nasıl ihtimâmla yetiştirmişlerse, sen de kendilerini öylece esirge.. diye onlar için duâ et.

Rabbınız, içinizdekini en iyi bilendir. İyi kimseler olursanız, kendisine yönelip tevbe edenleri bağışlar.

Hısıma, yoksula, yolda kalmışa, herbirine hakkını ver. Elindeki malını saçıp savurma, saçıp savuranlar, şüphesiz şeytânla kardeş olmuşlardır. Şeytân ise Rabbına karşı son derece nankördür.

Rabbından umduğun rahmeti elde etmek için hak sahiplerinden yüz çevirmek zorunda kalırsan, bâri onlara yumuşak söz söyle (sert davranma).

Elini boynuna bağlayıp cimrilik etme, onu büsbütün açıp hepsini de saçma. Yoksa pişmân olur, açıkta kalırsın,

Şüphesiz Rabbn, dilediği kimsenin rızkını genişletir, dilediğininkini daraltır, ölçü ile verir. O, kullarını gören ve her şeyden haberdâr olandır.

Çocuklarınızı yoksulluk korkusu ile öldürmeyin. Onları da sizi de Biz rızıklandırırız. Şüphesiz ki onları öldürmek büyük bir suçtur.

Sakın zinâya yaklaşmayın. Doğrusu bu çirkindir ve çok kötü bir yoldur.

Allahın harâm kıldığı cana, haklı bir sebep olmadıkça kıymayın. Haksız yere öldürülen kimsenin velisine bir yetki vermişizdir. Artık o da öldürmekte aşırı gitmesin. Çünkü o, ne de olsa yardım görmüştür.

Erginlik çağına ulaşıncaya kadar, yetîmin malına, en güzel şeklin dışında yaklaşmayın. Bir de verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verilen sözde sorumluluk vardır.

Ölçtüğünüz zaman ölçeği tam yapın, doğru terâzi ile tartın. Bu daha iyi ve sonuç bakımından daha güzeldir.

Bilmediğin şeyin ardına düşme. Doğrusu kulak, göz ve kalb, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü ne yeri delebilir, ne de boyca dağlara ulaşabilirsin, (onlarla büyüklük yarışı yapabilirsin). Rabbının katında bunların hepsi, beğenilmeyen kötü şeylerdir.

Bunlar Rabbının sana bildirdiği hikmetlerdir. Sakın Allahla beraber bir başka tanrı edinme. Yoksa kınanmış ve kovulmuş olarak Cehenneme atılırsın." (İsra Sûresi, 23-29).

Bu âyetlerdeki ilâhî emirler şöylece özetlenebilir:

1) Allahtan başkasına kulluk etmeyin,

2) Anne-babaya iyi muâmele edin,

3) Hısıma,yoksula, yolda kalmışa haklarını verin,

4) Ne hasis, ne cimri, ne de müsrif (savurgan) olun,

5) Çocuklarınızı öldürmeyin,

6) Zinâya yaklaşmayın,

7) Haklı bir sebep olmadıkça cana kıymayın,

8) Daha iyiye götürmek amacı dışında yetim malına yaklaşmayın,

9) Verdiğiniz sözü yerine getirin, sözünüzde durun,

10) Ölçü ve tartıyı tam yapın,

11) Hakkında bilginiz olmayan şeyin peşine düşmeyin,

12) Yeryüzünde kibir ve azametle yürümeyin, alçak gönüllü olun.

(114) Bkz. Buhârî, 1/91-93 ve 4/247-250; Tecrid Tercemesi, 218-232 (Hadis No: 227) ve 10/60-80; (Hadis No: 1550-1552)

(115) Müslim, 1/157, (K.el-İmân, B.,76, Hadis No: 173/279)

(116) Mîrâcdan önce namaz, akşam va sabah olmak üzere günde iki vakit kılınıyordu. "Ey örtüsüne bürünen Peygamber! Kalk, azâb ile korkut. Rabbinin adını (namazda tekbir ile) yücelt..." (Müddessir Sûresi, 1-3) anlamındaki âyetler inince, Rasûlüllah (s.a.s.) Cibril (a.s.)ın târifi ile abdest alıp namaz kılmıştır. Rasûlüllah (s.a.s.)in Cibrile uyarak kıldığı bu ilk namaz, sabah vaktinde kılınmıştır. Aynı gün akşam namazını Hz. Hatice ile cemâatle kıldılar. Ertesi gün bu cemâate Hz. Ali, daha sonra Hz. Ebû Bekir ve Zeyd b. Hârise de katıldı. Böylece, (Mîrâcda 5 vakit namaz farz kılınmadan önce) Risâletin başlangıcından itibâren Rasûlüllah (s.a.s.) ve Müslümanlar, akşam ve sabah olmak üzere, günde iki vakit namaz kılıyorlardı.

Bu iki vakit namazdan başka, "Müzzemmil Sûresi"nin ilk âyetleri ile "gece namazı" farz kılınmıştı. Müslümanlar geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılıyorlardı. Gece namazı bir sene kadar farz olarak devâm ettikten sonra, aynı sûrenin son âyeti (Müzzemmil Sûresi, 20) ile farziyeti kaldırıldı, nâfile (tatavvu) namaz oldu. Mîrâcda farz kılınan 5 vakit namaz ile bütün bu namazlar kaldırıldı. Ancak, Hz. Peygamber (s.a.s.)e hâs, ona âit olmak üzere gece namazının farziyeti devâm etti. (Bkz. İsrâ Sûresi, 79; Tecrid Tercemesi, 2/231-232, Hadis No: 227nin açıklaması; Tahir Olgun, İbâdet Târihi, 28-38, İst., 1946)

(117) Tecrid Tercemesi, 10/64

(118) Buhârî, 4/248;Müslim, 1/157; (K.el-İmân, B., 75); Tecrid Tercemesi, 10/63. (Hadis No: 1550)

(119) Bkz. Zâdül-Meâd, 2/126-127

T.C. Başbakanlık Diyanet İşleri Başkanlığı ©


Arkadaşına Gönder
[1]
 

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Hatırla :   Gizli : 

  
 
Son Girişler
lukata07 (1.dk Önce)
bocukum (20.dk Önce)
biyolog (31.dk Önce)
Uqur01 (145.dk Önce)
abdullahozduman (196.dk Önce)
mtrgy (239.dk Önce)
onur34_44 (241.dk Önce)
mumyaa (302.dk Önce)
orkinos (307.dk Önce)
cansemad (329.dk Önce)
uraK (360.dk Önce)
hakansamdanci (360.dk Önce)
 
Hava Durumu
Ankara

İstanbul

İzmir
 
Anket
Kanarya Alırken Kandırıldınız mı ?
Evet (71 %)
Hayır (28 %)
163 - Katılım
 
Hatırlayın
 
Dil Seçimi
tr en de
( TR )
 
Copy Right © 2004-2009 Www.KanaryaSevenler.NeT - Kanarya Sevenler Sanal Kulübü - İsmail DEMİR
Website motorumuz © 2007 AspSitem Ay Yildiz. 1.1
Bu sayfa: 0,14 saniyede yorumlandı.