-

  

Facebook

 
Döviz Kuru
Alış
1 EUR : 1.9252 YTL
1 USD : 1.4936 YTL
Satış
1 EUR : 1.9345 YTL
1 USD : 1.5008 YTL
 
Menü
Ana Menü
    Üye Ol
    Ziyaretçi Defteri
    Forum
    Hava Durumu
    Oyunlar
    Yönetim Kadrosu
    Site Tarihi
    Site Politikası
    Site Tüzüğü

Kanarya Menü
    SSS
    İlan
    Makale / Yazı
    Video
    Resim

Projelerimiz
    Üreticiler Rehberi
    IQ Testi
    D E R G İ

İsmail DEMİR
    İletişim
    Videolarım
    Vizyon
    Hakkımda
 
İstatistikler
Üyeler
Son üyemiz : AlpBoke
Bugün : 0
Dün : 1
Onay bekleyen : 2
» konyalee ,  Engelliler : 1
» PoseiDont ,  Kayıtlı üye : 2664

Aktif Üyeler
 Aktif üye yok..
Sitede aktif
Üye : 0
Misafir : 10
Toplam : 10
Rekor : 60 kişi 07.04.2010
IP No : 38.107.191.85
Site sayacı
Bugün Tekil : 4
Bugün Çoğul : 6
Bugün Toplam : 10
----------------
Dün Tekil : 185
Dün Çoğul : 211
Dün Toplam : 396
----------------
Genel Tekil : 866340
Genel Çoğul : 1073733
Genel Toplam : 1940071
 
Gençlik Dönemi

HZ. MUHAMMED (S.A.S.)´İN GENÇLİK DÖNEMİ

1- EBÛ TÂLİBİN HİMÂYESİ

Peygamberimizin hayâtının sekiz yaşından yirmibeş yaşına kadar olan dönemine "gençlik devresi" denilir. Bu devrede Rasûlullah (s.a.s.) amcası Ebû Tâlibin yanında, onun himâyesi altında bulunmuştur.

Ebû Tâlib, zeki ve âlicenâb bir zâtdı. Zengin olmamakla beraber, asâleti ve âlicenâplığı sebebiyle herkesten saygı görüyordu. Yeğeni Hz. Muhammedi çok seviyor, hiç yanından ayırmıyordu.

2- SEYÂHATLERi

a) Şam Seyâhati

Mekke iklimi zirâate elverişli olmadığından, Mekkeliler ticâretle uğraşırlar, çocuklarını da ticârete alıştırırlardı. Ticâret için kervanlarla, yazın Şama, kışın Yemene seyâhet ederlerdi. Ebû Tâlip de diğer Mekkeliler gibi kervan ticâreti yapıyordu. Bir defasında Şama giderken, Hz. Muhammed (s.a.s.)e amcasından ayrılmak zor geldi; kendisini de yanında götürmesini istedi. Ebû Tâlib çok sevdiği yeğenini kırmadı. Onu da kafileyle beraberinde götürdü. Bu esnâda henüz oniki yaşındaydı.

Şamın 90 km. kadar güneyinde Busrâ (Eski Şam) denilen kasabada "Bahîra" adında bir Hıristiyan râhibi vardı. Kasabaya uğrayan kervanlarla hiç ilgilenmediği halde, Hz. Muhammed (s.a.s.)in içinde bulunduğu kervanı karşılayarak bütün kafileye bir ziyâfet verdi. Bahîra okuduğu kutsal kitaplardan edindiği bilgilerle, Hz Muhammed (s.a.s.)in simâsından, Onun istikbâlini sezmişti. Onunla konuştu. Sorular sordu. Aldığı cevâplar, kanâatini kuvvetlendirdi. Şam yolculuğunun bu çocuk için tehlikeli olacağını düşündü. Ebû Tâlibe:

-"Bu çocuk son Peygamber olacaktır. Şam Yahûdîleri içinde Onun alâmet ve vasıflarını bilen kâhinler vardır. Tanırlarsa, ihânet ve kötülüklerinden korkulur. Bu çocuğu Şama götürmeyiniz..."dedi. Bu sözler üzerine Ebû Tâlib Şama gitmekten vazgeçti. Alışverişini burada bitirip, geri döndü.(34)

Son Peygamberin geleceği ve Onun bir çok vasıfları Tevrât ve İncilde bildirilmişti. Bu sebeple, Yahûdî ve Hristiyan bilginleri, Onun alâmetlerini ve vasıflarını biliyorlardı. Hicretten sonra Müslüman olan Medineli Yahûdi âlimi Abdullah İbn Selâmın "Tevratta Hz. Muhammed (s.a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)ın sıfatları vardır" dediğini, "Kütüb-i Sitte" denilen altı güvenilir hadis kitabından Tirmizinin es-Süneninde rivâyet edilmiştir."(35)

Gülünç Bir İddiâ

Hz. Muhammed (s.a.s.)in 12 yaşında yaptığı bu seyâhatta râhip Bahîra ile görüşmesini, bazı Hıristiyan yazarlar, Hıristiyanlığın bir zaferi gibi göstermek istemişler, Peygamberimiz (s.a.s.)in bütün dinî esasları bu râhipten öğrendiğini iddia etmişlerdir.

Bu iddia son derece gülünç ve tutarsızdır. Oniki yaşındaki bir çocuğun, İslâm gibi mükemmel bir dinin esaslarını bir kaç saatlik görüşme esnâsında öğrenmesi mümkün değildir. Bu râhip bu esasları bilseydi, kendisi tebliğ ederdi. Eğer burada böyle bir konu konuşulsaydı, kafilenin gözü önünde yapılan bu konuşma ağızdan ağıza yayılırdı. Peygamberliğini ilân ettiği zaman inanmayanlar, "bunlar Bahîranın sözleri" demezler miydi? Üstelik İslâmiyet, Hıristiyanların "teslis" (üçlü tanrı sistemi) inancını tamâmen reddetmiş "Tevhid inancını" getirmiştir. Görüldüğü üzere, bu iddia son derece çürük ve çirkin bir iftirâdan başka bir şey değildir.

b) Yemen Seyâhati

Hz. Muhammed (s.a.s.) 17 yaşında iken de, diğer bir ticâret kafilesi ile amcalarından Zübeyr ve Abbâsla birlikte Yemene gidip gelmiştir.(36)

3- FİCÂR SAVAŞINA KATILMASI

Müslümanlıktan önce (Câhiliyet Döneminde) Araplar arasında iç savaşlar eksik olmazdı. Yalnızca "Eşhür-i hurum" denilen dört ayda savaşmak haram sayılırdı. Bu dört ayda (Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Receb) savaş yapılacak olursa fâcirane sayıldığı için buna "Ficâr Savaşı" denirdi.

Kureyş kabîlesi ile Hevâzin kabîlesi arasında kan davası yüzünden bir savaş başlamış, dört yıl sürmüştü. Savaş, kan dökülmesi haram olan aylarda da devâm ettiği için "Ficâr Savaşı" denildi.

Peygamberimiz (s.a.s.) yirmi yaşlarında iken bu savaşa amcaları ile birlikte katıldı. Fakat kimseye ok atmamış, kimsenin kanını dökmemiştir. Sâdece karşı taraftan atılan okları toplayıp, amcalarına vermiştir.(37)

4- HILFUL-FUDÛL CEMİYETİNDE ÜYELİĞİ

Uzun süren Ficâr savaşı esnâsında Mekkede âsâyiş bozulmuş, can ve mal güvenliği kalmamıştı. Özellikle dışarıdan mal getiren yabancıların malları yağmalanıyordu.

Vâil oğlu Âs, Mekkeye gelen Yemenli bir tâcirin bütün malını gasbetmiş, haksız olarak elinden almıştı. Yemenli, Ebû Kubeys dağına çıkarak uğradığı haksızlığa karşı, bütün kabîleleri yardıma çağırdı. Yemenlinin bu feryâdı üzerine Peygamberimiz (s.a.s.)in amcası Zübeyr, Kureyşin bütün ileri gelenlerini çağırdı. Hâşimoğulları, Zühreoğulları, Esedoğulları, Temimoğulları, Abdülluzzaoğulları, Zübeyrin dâvetine icâbet ederek, Beni Temîmden Cüdân oğlu Abdullahın evinde toplandılar."Mekkede zulmü önlemeğe yerli-yabancı hiç kimseye karşı haksızlık ettirmemeğe" karar verdiler. Haksızlığa uğrayan kimselere yardım edeceklerine yemin ettiler. Yemenlinin hakkını Âstan alıp geri verdiler. Mekkede âsâyişi yoluna koydular.

Vaktiyle, Cürhümîler zamanında Fadl b. Hâris,, Fudayl b. Vedâa ve Mufaddal b. Fedâle isimlerinde üç kabîle başkanı, kabîleleri ile toplanarak,"Mekkede zulme meydan vermeyeceğiz, zayıfların hakkını adâlet üzere alacağız..."(38) diye yemin etmişlerdi. Onların bu yeminlerine "Hılful-fudûl" (Fadılllar yemini) denilmişti. Cüdân oğlu Abdullahın evinde aynı konuda yapılan yemine de bu sebeple "Hılful-fudûl" denildi.

Peygamberimiz (s.a.s.) 20 yaşında iken bu toplantıda amcaları ile beraber üye olarak bulundu. Bu cemiyetin çalışmalarından son derece memnun kaldığını Peygamberliğinden sonra: "İslâmda da böyle bir cemiyete cağrılsam, yine icâbet ederim", sözleriyle ifâde etmiştir.(39)

(34) Bkz. et-Tirmizi, es-Sünen, 5/590-591 (Hadis No: 3620); İbn Hişâm, 1/91-194; İbnül-Esîr,a.g.e., 2/37

(35) et-Tirmizi, 5/588, (Hadis No:3617)

(36) Târih-i Din-i İslâm, 2/33

(37) İbn Hişâm, 1/198

(38) İbnül-Esîr, a.g.e., 2/41

(39) İbn Hişâm 141-142; Tarih-i Din-i İslâm, 2/ 36; Tecrid Tercemesi, 7/101

 

T.C. Başbakanlık Diyanet İşleri Başkanlığı ©


Arkadaşına Gönder
[1]
 

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Hatırla :   Gizli : 

  
 
Son Girişler
muhiddin (55.dk Önce)
tayfun_v_gs (63.dk Önce)
meganest (4773.dk Önce)
free3463 (4789.dk Önce)
onur34_44 (4800.dk Önce)
fatihyildrim82 (4803.dk Önce)
kuscu1905 (4830.dk Önce)
kurusalih (4831.dk Önce)
satenkanarya (4835.dk Önce)
bocukum (4845.dk Önce)
admkrs118 (4850.dk Önce)
aaa7 (4892.dk Önce)
 
Hava Durumu
Ankara

İstanbul

İzmir
 
Anket
Kanarya Alırken Kandırıldınız mı ?
Evet (71 %)
Hayır (28 %)
163 - Katılım
 
Hatırlayın
 
Dil Seçimi
tr en de
( TR )
 
Copy Right © 2004-2009 Www.KanaryaSevenler.NeT - Kanarya Sevenler Sanal Kulübü - İsmail DEMİR
Website motorumuz © 2007 AspSitem Ay Yildiz. 1.1
Bu sayfa: 0,17 saniyede yorumlandı.